Kitap,Samoa’da bir kabile şefi olan Tuavii’nin Avrupa’da kaldığı günleri kendi halkına anlatmak için yazdığı mektuplardan oluşuyor.Kitabın adı Papalagi yani Samao dilinde ”Göğü Delen Adam” anlamına gelir. Samoa’ya yelkenliyle gelen ilk misyoneri gören yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak görürler.Beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir deliktir o ve göğü delip gelmiştir.

Günümüz dünyasında tüketimin ve gösterişin ön planda olduğu bir çağda yaşarken bu kitabı okumaya başladıktan sonra devam etmek cesaret ister.Niye böyle iddialı bir cümleyle giriş yaptığımı düşünüyor olabilirsiniz. Samao adası yerlilerinin deyimiyle biz ”Papalagiler” çoğu şeyin kıymetine bilmeden yaşayıp giderken gözden kaçırdığımız belki önemsemediğimiz gerçeklerin kitabın her sayfasında yüzümüze vurulması hoşumuza gitmez diye düşünüyorum hele ki artık herkesin kendini önemli gördüğü ve önemli olduğunu düşündüğü bir çağda yaşarken.

Okuduğum her satırda beyaz insanlar için yapılan eleştirilerin -daha doğrusu gerçeklerin demeliyim- kendi hisseme düşen kısımlarını yeri geldi kabul ettim yeri geldi kabul etsem bile zorlandığım zamanlar oldu.Hayatta önem verdiğim şeylerin gerçekten önemli olup  olmadığı,sahip olduğum eşyaların aslında ne kadarına ihtiyaç duyduğum sorularını sordum kendime.Mutluluk sahip olunan eşya sayısıyla mı yada ismimizin önüne koyulan ünvanların önemi nispetinde mi artıyordu ya da tam aksine ne kadar çok eşyaya sahip olup ne kadar önemli biri olsak da yine aranılan şeyin mutluluk olması ile mi sonuçlanıyordu?Kim daha mutluydu, doymak bilmeyen Papalagi mi yoksa azla yetinen ve sahip olduğunu paylaşmalısın diye düşünen Samaolu bir yerli mi?

Kısacası yaşadığınız hayatı kenara koyup başka bir gözle,bir Samao yerlisinin gözünden bakmak isterseniz kendinize ve hayatınıza bu kitap tam sizlik efendim tavsiye ediyorum

Kitaptan alıntılar;

  • “Eğer insan çok fazla ‘şey’e gereksinim duyuyorsa, bu büyük bir yoksulluğun göstergesidir.”
  • “Bize,ışığı getireceğinize inandırmıştınız. Oysa sizin niyetiniz bizi de kendi karanlığınıza çekmekti! “
  • ”Çünkü beyazların dünyasında insanların ağırlığı yalnızca parasıyla, o parayı her gün ne kadar arttırabildiğiyle ve hiçbir depremin zarar veremeyeceği kalın demir kutunun içinde ne kadar biriktirebilidiğiyle ölçülür. Yiğitliği, soyluluğu ya da zekasının parlaklığıyla değil.”
  • Bilin ki para kimseyi ne daha mutlu ne de daha neşeli yapar. Yaptığı tek şey, insanın yüreğini kötü bir karışıklığa sürüklemektir.
  • Ah kardeşlerim, bir Samoa köyünü içine alacak kadar kocaman bir kulübesi olup da, bir yolcuya tek geceliğine bile çatısının altında yer vermeyen adam hakkında ne düşünürsünüz ? Elinde koca bir hevenk muz olan, ama karşısında açlık çekip yakaran birine bir tane bile muz vermeyen adam hakkında ne düşünürsünüz ? Gözlerinizdeki kızgınlığı, dudaklarınızdaki aşağılamayı görüyorum.

Konusu:Erich Scheurmann tarafından ilk kez Almanca dilinde 1920 yılında yazılan kitap. Kitapta, Samoa’da bir kabile şefi olan Tuavii’nin Avrupa’da geçirdiği günleri bir mektup halinde halkına anlatması konu edilmektedir. Yani, kitabın aslında bir kabile şefinin halkına yazdığı bir mektuptan ibaret olduğu kitapta belirtilmektedir.

İlk Baskı Yılı : 1993

Sayfa Sayısı : 112

Orijinal Adı : Der Papalagi – Die Reden des Südseehäuptlings Tuiavii aus Tiavea

Hayaleturk.com'da yayınladığımız yazılardan haberdar olmak için mail adresin ile tek tıkla abone olabilirsin.

Diğer 2178 aboneye katılın

e-posta adresiniz:


DMCA.com Protection Status

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe