İran sinemasının naif,kalbe dokunan ve hayatın içinden ilham alan filmleri ile tanışmadıysanız eğer ve farklı,birbirini taklit eden film senaryolarından sıkıldıysanız bu filmleri mutlaka izlemelisiniz.

İran sinemasının öne çıkan ve sevilen 7 filmini sizler için derledik.

1-Kirazın Tadı (Ta’m-e Gīlās) – 1997

Konusu: İran’ın en önemli yönetmenlerinden Abbas Kiarostami, bu filminde intihar etmek isteyen orta yaşlı bir adamın, kendisini gömmek için birisini ararken ki yolculuğunu anlatıyor. Bay Badii yolculuğu esnasında üç farklı kişiden intiharından sonra kendisini gömmesini rica eder: Kürt bir askerden, Afgan bir öğretmenden ve yaşlı Türk bir tahnitçiden. Aralarından sadece biri bu teklifi kabul eder. Ancak Bay Badii bu yolculuğu esnasında bu kişilerden hayat dersi niteliğinde pek çok şey öğrenecektir. Konusu son derece bıçak sırtı olan film, meta-narrative finaliyle de çok konuşulmuştur.

2-Söğüt Ağacı (Beed-e Majnoon) – 2005

Konusu:8 yaşında iken gözlerini havai fişek kazasında kaybeden Yusef ( Parvis Parastui), 45 yaşında üniversitede edebiyat profesörüdür. Braille alfabesi ile yazar ve okur. Çok düşkün ve yardımcı karısı, seven kızı, güzel evi, balkonu ve bahçesi ile karanlık ama küçük bir çennette yaşar gibi görünür. Ama içinde büyük bir acı taşımaktadır. Allah’a devamlı dua etmektedir gözlerinin açılması için. Ve sonunda, Paris’de yapılan kornea nakli ameliyatı ile görmeye başlar. Bu arada ameliyattan önce hastanede, gözlerini yavaş yavaş kaybeden Murtaza (Mohammad Amir Naji) ile tanışır, orada arkadaş olurlar. Morteza o’na ceviz verir devamlı, ceviz ağacının kendisi için ne kadar önemli olduğundan bahseder. Yusef de söğüt ağacının kendisine uğur getirdiğinden bahseder. Morteza, Yusef’in resmini çeker. Yusef, hemen hemen iki ay sonra gözleri görür olarak Íran’a döner. Herkes – ailesi, annesi, akrabaları, tanıdıkları, öğrencileri – hava alanına büyük bir coşkuyla onu karşılarlar. Kendisi camın bir tarafında karşılayanlar da öbür tarafındadır. Yusef herkesi incelercesine bakar. Genç bir kıza takılır gözleri önce. Sonra yaşlı bir kadına. Yusef Paris’e giderken annesi (Afarin Obeisi) bir muska vermişti o’na. Muskayı çıkarır cebinden ve yaşlı kadına gösterir. Kadın gözleriyle “ evet” der. Yusef sesi titreyerek “Anne” demeye çalışır. Annesi işaretle Yusef’i karısının (Roya Taymourian) ve kızının (Melika Eslafi) olduğu yere yöneltir. Bu arada gene genç kıza takılır gözleri. Yusef’in dünyası tamamen değişmiştir. Yusef dualarının sonucu gözleri açıldıktan sonra dünyayı yeniden tanımaya çalışır. Metroda bir yankesiciyi iş başında hiç bir reaksiyon göstermeden seyreder. Bunu fark eden yankesici küstahça işine devam eder.Karısının düşkünlüğünü kendisine acıması gibi görmeye başlar ve nefret eder. Yaşamadığı hayatın üzüntüsü içinde kendi yazılarını, her şeyi yakar, yıkar. Bu arada görüşünü tamamen kaybeden Morteza’dan bir mektup alır. “ Ne görülmeğe değer söyle bana, ben sana ne görülmeye değmez söylerim.” der mektupta ve bir de resim çıkar , söğüt ağacının altında, ameliyattan önce Yusef’in resmi. Mektup devam eder “ Söğüt ağacının sana hala uğur getirip getirmediğini öğrenmek isterim.”Dualarına daha önce cevaplayan Allah şimdi Yusef’e yeni bir problem verir. Ve Yusef ikinci bir şans için tekrar duaya başlar.Majid Majidi ya uzun bir tek çekim, ya da uzun sahnelerle seyircilere de karakterlerin çektiklerini başarıyla yaşatmaya çalışmış, Film de dinsel simgelerin – muska, kurban kesmek ve yemek ikram etmek adakları gibi- yanısıra bir de. Ceviz, karınca, rüzgar gibi simgeler de kullanılmış.

3-Heiran – 2009

Konusu:İranlı bir lise öğrencisi olan Mahi, savaştan kaçarak yasa dışı yollarla ülkeye girmiş Afgan işçi Heiran’a aşık olur. Ancak ailesi, kızlarının bir Afgan’la evlenmesini istememektedir. Mahi’nin ailesiyle aşkı arasında bir tercih yapması gerekecektir.

4-Ekmek ve Çiçek – (Nun Va Goldoon) – 1996

Konusu:İran sinemasının büyük ismi Mohsen Makhmalbaf, “Nun va Goldoon” adlı filminde yıllar önce ünlü yönetmenden kendisini bir filminde oynatacağına dair söz alan bir polis memurunun hikayesini anlatıyor. Yönetmenin evine kadar gelen ve ona verdiği sözü hatırlatan polisin davranışı karşısında duygulanan Makhmalbaf filmi çekmeye karar verir. Filmin konusu da aslında filmin çekilme sebebinin kendisi yani onu bu sözü vermeye iten olaylar dizisi olacaktır.

5-Baran – Yağmur – 2001

Konusu:17 yaşındaki Azeri Latif, Tahran’daki bir inşaatta ameledir. Aynı inşaatta kaçak olarak çalışan bir Afganlı iş kazasında yaralanınca Latif’in hayatı da beklenmedik bir yön alır. Sakatlanan işçinin yerine oğlu Rahmat çalışmaya başlar. Kalabalık ailesini geçindirme derdindeki bu çekingen genç, bir süre sonra istemeden de olsa Latif’in kantindeki işini elinden alır. O andan itibaren Latif, Rahmat’a karşı büyük bir kin beslemeye başlar. Ancak bu büyük kin, bir sırrın açığa çıkmasıyla büyük bir aşka dönüşecektir.

6-Cennetin Çocukları – (Bacheha-ye Aseman) 1997

Konusu:Onlar karşılaştıkları ve yaşadıkları sorunları aileleriyle paylaşmıyorlar, kendileri çözmeye çalışıyorlar. Aslında sorunları Zahra’nın kaybolan ayakkabılarıyla ilgili. Abisi Zahra’nın ayakkabılarını kaybettiği için kendi ayakkabılarını kardeşiyle paylaşmak zorunda kalıyor. Çünkü yeni bir çift ayakkabı alamayacak kadar yoksullar. İki kardeş günlerini tek bir çift ayakkabıyı paylaşarak geçirmeye çalışıyorlar.

7-Serçelerin Şarkısı – (Avaze Gonjeshk-ha) – 2008

Konusu: 2008 yılında Berlin Film Festivalinde en iyi erkek oyuncu kategorisinde Gümüş Ayı ödülüne layık görülmüş olan film Tahran dışında bir deve kuşu çiftliğinde çalışan Amir ve ailesinin etrafında dönüyor.Amir, sorumlusu olduğu çiftlikten kaçan bir kuş sebebiyle işsiz kalır ve işitme engelli kızının işitme cihazını tamir için Tahran’a gider.Hiç beklemediği bir iş kapısı açan şehir , karmaşası ve çeşit çeşit insanlarıyla  dürüst ve cömert ve yumuşak başlı dünyasını ne kadar etkileyecektir.

[irp]

Hayaleturk.com'da yayımladığımız yazılardan haberdar olmak için mail adresin ile tek tıkla abone olabilirsin.

Diğer 10321 aboneye katılın

e-posta adresiniz:

DMCA.com Protection Status

sanalbasin.com üyesidir