Uzay da dahil olmak üzere birçok ortamda yaşamayı başaran ve dünyanın en dayanıklı canlısı olarak bilinen tardigradlar hakkında yeni bir keşif yapıldı. Keşfe göre, tardigradların salyangoz mukusuna karşı zayıf olduğu ortaya çıktı.
Tardigradlar, dünyadaki en yok edilemez yaşam formlarından birisi olarak biliniyor. Su ayıları olarak da adlandırılan bu mikroskobik canlılar, diğer yaşam formlarının aksine dış uzay da dahil olmak üzere birçok ortamda yaşayabilme özelliğiyle ön plana çıkıyor.Bu canlılar, yıllarca buzda donmuş vaziyette, oksijen olmadan ve hatta uzayda kozmik ışınlara maruz kalmadan hayatta kalabilir.
1 milimetreden daha küçük olmasına rağmen radyasyon, dondurucu soğuk ve kaynatılmaya dayandığı için ‘dünyanın en dayanıklı mikroskobik hayvanları’ olan tardigradlar, belli süreler boyunca metabolik faaliyetlerini yavaşlatabiliyor ya da tamamen durdurabiliyor.8 bacaklı bu canlının aktif halde kalması için ise suya ihtiyacı var. Polonya’daki Adam Mickiewicz Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, tardigradların olası bir zayıf noktasını bulduklarını duyurdu.Araştırmalar sonucunda, neredeyse yok edilemez olan bu canlıların, salyangoz mukusuyla kaplandıklarında hayatta kalma olasılıklarının daha düşük olduğu öne sürüldü.Scientific Reports dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Zofia Ksiazkiewicz ve Milena Roszkowska, petri kaplarına birkaç tardigrad yerleştirdi ve ardından tardigradları susuz bırakarak koruyucu anhidrobiyoz durumlarına girmelerini sağladı.7 gün geçtikten sonra iki araştırmacı, kaplara salyangoz ekledi ve onları bir dakika orada bıraktı. Böylelikle salyangozlar, tardigradların üzerinde sürünerek mukuslarını bulaştırdılar.
Yüzde 66’sı öldü
Salyangozlar daha sonra, araştırmacılar tardigradları yeniden sulandırmadan, 3 ve 24 saatlik aralıklarla çıkarıldı.Çalışma sonucunda, salyangoz mukusuna maruz kalmayan tardigradların yüzde 98’inin hayatta kaldığı, buna karşılık mukus bulaşan tardigradların yüzde 66’sının öldüğü tespit edildi.
Salyangozlar taşınmalarına yardımcı olabilir
Etraflarını çevreleyen bir bariyeri kendi başlarına geçip geçemeyeceklerini görmek için tardigradları bir kutunun ortasına yerleştiren araştırmacılar, kutuya birkaç salyangoz ekledi. Yalnız bırakılan tardigradların bariyerin dışına çıkamadıkları ancak salyangozlara yapıştıklarında önemli ölçüde hareket ettikleri gözlemlendi.Bu nedenle bilim insanları, salyangozların tardigradları yeni alanlara taşıyarak yardımcı olabileceği, ancak hayatta kalma şanslarını azaltarak bu canlıları olumsuz yönde etkileyebileceği sonucuna vardı.
- Sahra Çölü’nün altında neler var?
Dünyanın en büyük tropik çölü olan Sahra’nın altında yatan sırlar açığa çıkıyor. Araştırmalara göre, insanlık tarihini yeniden yazacak olan bulgular ve ‘kayıp cennet’ çölün altında yatıyor. - Satürn’ün en büyük gizemlerinden biri çözüldü: ‘Halkaların nasıl oluştuğunu açıklayabilir’
Gök bilimciler, Satürn’ün uydusu Titan’ın kendinden büyük başka bir uyduyla çarpışmış olabileceğini, ve bunun Satürn’ün ünlü halkaların oluşumunda rol almış olabileceğini ileri sürdü. - Antarktika, şimdiye kadar kaydedilen en hızlı buzul çöküşünü yaşadı
Antarktika’nın doğu yarımadasındaki Hektoria Buzulu, modern kayıtlardaki en hızlı geri çekilmelerden birine sahne oldu. Buzul, yalnızca iki ay içinde yaklaşık 8 kilometre geriledi ve kütlesinin neredeyse yarısını kaybetti. - Bilim insanları kozmik takvimi hesapladı: Gezegenlerin ömrü ne kadar?
Gezegenler doğuyor, evrim geçiriyor ve sonunda ‘ölüyor’. Bilim insanları bu sürecin süresinin, yıldızın türüne, gezegenin yapısına ve iç dinamiklerine göre milyonlarca yıldan trilyonlarca yıla kadar değişebildiğini belirtti. Uzmanlar, diğer gezegenlerin Dünya’dan daha uzun yaşayabileceğinin altını çizdi. - Astronomlardan şaşırtan keşif: Erken evrende kara delik beklenenden 13 kat daha hızlı büyüyor
Astronomlar, evrenin ilk dönemlerinde oluşan bir kara deliğin mevcut teorileri zorlayacak şekilde beklenenden 13 kat daha hızlı büyüdüğünü ortaya koyarak, kara deliklerin nasıl oluşup evrimleştiğine dair önemli soruları yeniden gündeme taşıdı. - Bilim insanlarından umut veren keşif: Yeni damar içi tedavi felç sonrası beyin hasarını azaltıyor
Bilim insanları tarafından geliştirilen yeni bir damar içi tedavinin, felç sonrası oluşan beyin hasarını tek dozda belirgin biçimde azalttığı ve iyileşme sürecini desteklediği deneylerle ortaya kondu.
