1960’lı yıllardan bu yana zamanı doğru olarak ölçümlemek için hassas atom saatlerini kullanan bilim insanları, 29 Haziran’da sıra dışı bir durum ile karşılaştı. Bilim insanlarının hesaplamalarına göre bu tarihte Dünya’da kaydedilen en kısa gün yaşandı.
TimeAndDate’in haberine göre 29 Haziran’da Dünya kendi etrafındaki turunu 24 saatten 1.59 milisaniye daha az sürede tamamladı. Dünyanın kendi etrafındaki dönüşünün son yıllarda hızlandığını belirten bilim insanları, 19 Temmuz 2020 tarihinde de günün 24 saatten 1.4602 milisaniye daha kısa sürdüğünü tespit etmişti.Söz konusu duruma neyin neden olduğu kesin olarak bilinmese de bilim dünyasının gelgitler, iklim veya diğer dünya süreçleriyle ilgili bazı teorileri bulunuyor.Asya Okyanusya Yerbilimleri Derneği’nin düzenlediği bir toplantıda bilim insanları Leonid Zotov, Christian Bizouard ve Nikolay Sidorenkov bu değişikliğin başka bir muhtemel nedenini açıkladı: Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş farklılığı olarak bilinen Chandler Yalpalaması’nda yaşanan bir değişiklik.Dr. Zotov, “Chandler yalpalamasının normal genişliği, Dünya yüzeyinde yaklaşık üç ila dört metre arasındadır. Ancak 2017 ile 2020 yılları arasında bu kayboldu.” ifadelerini kullandı.Bu durumun devam etmesi durumunda, zamanın güneş saatine ayak uydurabilmesi için saatlerin bir saniye atlaması olarak açıklanan ‘negatif artık saniye’ adlı bir durum ile karşı karşıya kalabileceğimiz belirtiliyor. TimeAndDate’e göre bu durum aynı zamanda, kesin zaman ölçümlerine dayanan bilişim teknolojisi sistemlerine etki etmesi mümkün.
Chandler Yalpalaması nedir?
Amerikalı astronom Seth Carlo Chandler 1800’lerin sonlarında keşfettiği bir sallantı sonucunda Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş değişikliğineChandler Yalpalaması denir. Yalpalanmanın nedeni ve etkisi hakkında ortaya atılmış birçok teori var. Bunlardan bazıları gelgitler ve dünyanın sıvı iç kısmının bu durumda bir rol oynadığını düşünürken, bazıları ise okyanuslardaki sabit rüzgarların bir anda yeryüzünde değişen miktarlarda suyu itmesi ve hatta büyük depremler nedeniyle olduğunu düşünüyor.
- Sahra Çölü’nün altında neler var?
Dünyanın en büyük tropik çölü olan Sahra’nın altında yatan sırlar açığa çıkıyor. Araştırmalara göre, insanlık tarihini yeniden yazacak olan bulgular ve ‘kayıp cennet’ çölün altında yatıyor. - Satürn’ün en büyük gizemlerinden biri çözüldü: ‘Halkaların nasıl oluştuğunu açıklayabilir’
Gök bilimciler, Satürn’ün uydusu Titan’ın kendinden büyük başka bir uyduyla çarpışmış olabileceğini, ve bunun Satürn’ün ünlü halkaların oluşumunda rol almış olabileceğini ileri sürdü. - Antarktika, şimdiye kadar kaydedilen en hızlı buzul çöküşünü yaşadı
Antarktika’nın doğu yarımadasındaki Hektoria Buzulu, modern kayıtlardaki en hızlı geri çekilmelerden birine sahne oldu. Buzul, yalnızca iki ay içinde yaklaşık 8 kilometre geriledi ve kütlesinin neredeyse yarısını kaybetti. - Bilim insanları kozmik takvimi hesapladı: Gezegenlerin ömrü ne kadar?
Gezegenler doğuyor, evrim geçiriyor ve sonunda ‘ölüyor’. Bilim insanları bu sürecin süresinin, yıldızın türüne, gezegenin yapısına ve iç dinamiklerine göre milyonlarca yıldan trilyonlarca yıla kadar değişebildiğini belirtti. Uzmanlar, diğer gezegenlerin Dünya’dan daha uzun yaşayabileceğinin altını çizdi. - Astronomlardan şaşırtan keşif: Erken evrende kara delik beklenenden 13 kat daha hızlı büyüyor
Astronomlar, evrenin ilk dönemlerinde oluşan bir kara deliğin mevcut teorileri zorlayacak şekilde beklenenden 13 kat daha hızlı büyüdüğünü ortaya koyarak, kara deliklerin nasıl oluşup evrimleştiğine dair önemli soruları yeniden gündeme taşıdı. - Bilim insanlarından umut veren keşif: Yeni damar içi tedavi felç sonrası beyin hasarını azaltıyor
Bilim insanları tarafından geliştirilen yeni bir damar içi tedavinin, felç sonrası oluşan beyin hasarını tek dozda belirgin biçimde azalttığı ve iyileşme sürecini desteklediği deneylerle ortaya kondu.
