Fransız Guyanası’ndaki Avrupa Uzay Limanı’ndan 25 Aralık 2021’de Ariane 5 roketiyle fırlatılan ve uzaya fırlatılan en güçlü teleskop olduğu belirtilen James Webb Uzay Teleskobu hedefi ikinci Lagrange noktasına (L2) ulaştı.
ABD Havacılık ve Uzay Ajansı’ndan (NASA) yapılan açıklamada, Webb’in, yörüngeye girmek üzere fırlatma sonrası son rota düzeltmesini tamamlamak için yerleşik roket iticilerini yaklaşık 5 dakika (297 saniye) ateşlediği ve Dünya’dan 1.5 milyon kilometre uzaklıkta olan L2 noktasına ulaştığı belirtildi. Webb’in, tüm görevi boyunca Dünya ve Güneş’in yerçekimini dengeleyen uzayda bir nokta olan L2 yörüngesinde döneceği ifade edildi. Ayrıca, L2’de Dünya ile aynı doğrultuda Güneş’in yörüngesinde dönmenin, teleskobun araçlarını ‘aşırı’ soğuk tuttuğu ve her an gökyüzünü gözlemlemesi için olanak sağladığı belirtildi.
‘Evine hoş geldin’
Açıklamada NASA Yöneticisi Bill Nelson’un ifadelerine de yer verildi. ‘Webb, evine hoş geldin’ diyen Nelson, “Webb’in bugün L2’ye güvenli bir şekilde ulaşmasını sağlayan tüm sıkı çalışmaları için ekibe tebrikler. Evrenin gizemlerini ortaya çıkarmaya bir adım daha yaklaştık. Ve bu yaz Webb’in evrenle ilgili ilk yeni görüşlerini görmek için sabırsızlanıyorum!” ifadelerini kullandıÖte yandan, teleskobun optiklerinin titizlikle hizalanması için mühendislerin ‘karmaşık‘ 3 aylık sürece başlayacakları ifade edilirken, Webb’in görevine başlaması için hazirana kadar enstrümanlarını kalibre edeceği ve soğumaya devam devam edeceği belirtildi.
25 Aralık’ta Fransız Guyanası’ndan fırlatılmıştı
James Webb Uzay Teleskobu Fransız Guyanası’ndaki Avrupa Uzay Limanı’ndan Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Ariane 5 roketiyle 25 Aralık 2021’te fırlatılmıştı.ESA’nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre, James Webb Uzay Teleskobu ‘şimdiye kadar uzaya fırlatılan en büyük, en güçlü teleskop’ olacak. Uluslararası iş birliğinin bir parçası olarak ESA, Ariane 5 fırlatma aracını kullanarak teleskobu fırlatma hizmetini sağladı. NASA, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Kanada Uzay Ajansı (CSA) arasındaki uluslararası bir ortaklık olan teleskobun, evrenle ilgili soruları yanıtlamak ve astronominin tüm alanlarında çığır açan keşifler yapmak için tasarlandığı ifade edilmişti.NASA’dan paylaşılan bilgiler göre, teleskop adını NASA ikinci yöneticisi olan ve Apollo’ya öncülük etmesiyle tanınan James E. Webb’den alıyor.
Kaynak: https://tr.sputniknews.com/20220125/james-webb-uzay-teleskobu-hedefi-l2-noktasina-ulasti-1053103594.html
- Sahra Çölü’nün altında neler var?
Dünyanın en büyük tropik çölü olan Sahra’nın altında yatan sırlar açığa çıkıyor. Araştırmalara göre, insanlık tarihini yeniden yazacak olan bulgular ve ‘kayıp cennet’ çölün altında yatıyor. - Satürn’ün en büyük gizemlerinden biri çözüldü: ‘Halkaların nasıl oluştuğunu açıklayabilir’
Gök bilimciler, Satürn’ün uydusu Titan’ın kendinden büyük başka bir uyduyla çarpışmış olabileceğini, ve bunun Satürn’ün ünlü halkaların oluşumunda rol almış olabileceğini ileri sürdü. - Antarktika, şimdiye kadar kaydedilen en hızlı buzul çöküşünü yaşadı
Antarktika’nın doğu yarımadasındaki Hektoria Buzulu, modern kayıtlardaki en hızlı geri çekilmelerden birine sahne oldu. Buzul, yalnızca iki ay içinde yaklaşık 8 kilometre geriledi ve kütlesinin neredeyse yarısını kaybetti. - Bilim insanları kozmik takvimi hesapladı: Gezegenlerin ömrü ne kadar?
Gezegenler doğuyor, evrim geçiriyor ve sonunda ‘ölüyor’. Bilim insanları bu sürecin süresinin, yıldızın türüne, gezegenin yapısına ve iç dinamiklerine göre milyonlarca yıldan trilyonlarca yıla kadar değişebildiğini belirtti. Uzmanlar, diğer gezegenlerin Dünya’dan daha uzun yaşayabileceğinin altını çizdi. - Astronomlardan şaşırtan keşif: Erken evrende kara delik beklenenden 13 kat daha hızlı büyüyor
Astronomlar, evrenin ilk dönemlerinde oluşan bir kara deliğin mevcut teorileri zorlayacak şekilde beklenenden 13 kat daha hızlı büyüdüğünü ortaya koyarak, kara deliklerin nasıl oluşup evrimleştiğine dair önemli soruları yeniden gündeme taşıdı. - Bilim insanlarından umut veren keşif: Yeni damar içi tedavi felç sonrası beyin hasarını azaltıyor
Bilim insanları tarafından geliştirilen yeni bir damar içi tedavinin, felç sonrası oluşan beyin hasarını tek dozda belirgin biçimde azalttığı ve iyileşme sürecini desteklediği deneylerle ortaya kondu.
