‘’Çocuk’’ diyerek geçmeyin! Farkındalar, biliyorlar, hissediyorlar… hatta belki bizden daha çok farkındalar her şeyin. Güçlüler de aynı zamanda.

Biz dağılıyoruz belki yaşadıklarımızın karşısında ama onlar ayaktalar hala. Farkındalık kimi çocukta 9 aylıkken başlıyorsa kimi çocukta 3 yaşında başlıyor, belki 7,9,11… Ama çocuklar böylesine, hayatın ve çevresinde olanların farkındayken biz onların farkında olduğunun farkında değiliz… Çocuklar özeldir ve siz bilmesiniz bile, görmesiniz bile onlar sizlere çok şey öğretir.

Çocukluğumuzu mu unuttuk? yoksa çocukken yaşadığımız, bize travma olarak dönen yada bizleri erkenden olgunlaştıran olayları mı unuttuk bilemiyorum. Bildiğim şey ise çocukların onları fark etmemizi bekleyişlerine karşılık vermemiz gerektiği. Sadece anne, baba olarak değil, öğretmenler , diğer aile büyükleri yada toplum olarak bunun için bir şeyler yapmalıyız. Bu konuda yazılmış olan yüzlerce pedagoji kitabı elbette mevcut. Yada çocukları baş kahraman yapan ve onların yaşadıklarını anlatan kitaplarımız var. Mesela ‘Şeker Portakalı’ kitabı mutlaka herkesin okuması gereken bir kitap.

Çıkaracağımız dersler, şükredeceğimiz durumlar, kahrolacağımız olaylarla dolu ve aslında çevremizde hep şahit olduğumuz ama elimizin kolumuzun bağlı kaldığını söylediğimiz çocuk yaşamlarıyla dolu bir kitap…

Sadece kitaplar değil bazı filmlerinde bu konuda oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. İzlediğinizde size gerekli mesajı verecek, sizi ağlatacak yada düşündürecek filmler mevcut. Elini bir çocuğun saçına götürerek okşamayı bilmeyen yada kendi katı yöntemleriyle çocukları körelten insanların izlemesini şiddetle istediğim filmler yazacağım şimdi size. Yeteneklerine rağmen sevgisizlikten ve ilgisizlikten bir yerlere gelemeyen , anne babasının tutumlarının ve çatışmalarının arasında kalan bir çok çocuğu simgeleyen bu filmleri izlemenizi  tavsiye ediyorum.

Yönetmenler bu filmleri çekerken öyle çocuk oyuncular kullanmışlar ki büyüklere taş çıkarır. Konular çok güzel yansıtılmış, bu yüzden yapımcıların, yönetmenlerin ve en çokta oyuncuların ellerine sağlık diyorum.Unuttuklarımızı hatırlamak yada hayatın telaşıyla görmediklerimizi fark etmek dileğiyle…

İşte o filmler;

Arada Kalan– iMDb: 7.5

New York’ta yaşan bir ailenin küçük kızı olan Maisie, ailesinin boşanmasıyla birlikte hayatında bir çok değişim yaşar. Anne ve babası başka yollarda ilerlerken, Maisie ikisine ve onların hayatlarına yeni giren insanlara karşı nasıl davranacağını belirlemekte zorlanır.

Baba-Pedar– iMDb: 7.5

Çalışmak için ailesinden ayrılan, döndüğünde de annesini başka bir adamla evli gören ve bu durumu kabullenemeyen çocukla üvey babası arasındaki ilişkiyi anlatan oldukça etkileyici bir yapım.

Benim Adım Sam– iMDb: 7.6

Sam Dawson(Sean Pean), kızı ile mutlu bir şekilde yaşayan ve Beatles’a büyük hayranlık besleyen bir adamdır.Genç adamın zeka düzeyinin 7 yaşında bir çocuğunkine eş durumda olması onları çok fazla rahatsız etmez.Kızı 7 yaşına geldiğinde ise onun için asıl sorunlar başlar. Artık kızı ondan çok daha ileri bir düzeye gelmektedir ve Sam ona pek fazla yardım edememektedir. Hükümet görevlileri kızı Sam’in yanından alırlar.Sam kızını geri alabilmek için ‘sevgi’ kelimesinin anlamına fazlasıyla uzak avukat Rita Harrison’ı (Mıchelle Pfeiffer)kiralar.

Koro – iMDb: 7.9

1948 senesinde Clement Mathieu isimli bir müzik öğretmeni çocukları rehabilite etme amaçlı bir yatılı okula müdür olarak atanır. Buradaki baskıcı eğitim ve çocukların umursamaz tavırları başta onu hayalkırıklığına uğratır. Ancak Clement müziğin gücüyle zorlukları aşacağına inanmıştır…

Umudunu Kaybetme– iMDb: 8.0

The Pursuit of Happyness/Umudunu Kaybetme’de, Chris Gardner (Will Smith) iki yakasını bir araya getirmeye çalışan bir aile babasıdır. Ailesini ayakta tutmak için cesurca çabalamasına rağmen, beş yaşındaki oğlu Christopher’ın (Jaden Christopher Syre Smith) annesi (Thandie Newton) maddi zorlukların yarattığı sürekli baskı altında direncini kaybetmek üzeredir. Artık dayanamayacağını anlayınca, istemeye istemeye evi terk eder… Artık bekar bir baba olan Chris, yılmadan, bildiği tüm satış becerilerini kullanarak daha iyi kazandıran bir işin peşine düşer. Prestijli bir borsa şirketinde stajyerlik bulur ve ücret almasa da programın sonunda iş ve parlak bir gelecek elde edeceğini umarak kabul eder. Parasal güvencesi olmayan Chris ve oğlu, kısa süre sonra oturdukları daireden çıkartılırlar ve düşkünler evi, otobüs durağı, tuvalet; geceyi geçirmek için bulabildikleri her yerde kalırlar. Çektiği sıkıntılara rağmen, Chris, babalık görevini sevgi ve özenle yerine getirmeye devam eder ve oğlunun kendisine karşı duyduğu sevgi ve güveni, karşısına çıkan engelleri aşmak için kullanır.

Cennetin Çocukları– iMDb: 8.3
Her Çocuk Özeldir– iMDb: 8.4
3 İdiots – iMDb: 8.4

Hindistan’ın en iyi mühendislik okuluna başlayan öğrencilerin hayatını anlatıyor özet olarak. Sistemin daima yarış üzerine kurulu olduğu, herkesin en iyi olmaya çabaladığı bir okulda sistemi değiştirmeye çalışan bir öğrenci ve onun en yakın 2 arkadaşı. Başlarından geçenler, hayattan aslında ne istedikleri. Ranco karakterinin başrol oynadığı film dram ve komedi türünü en iyi şekilde harmanlayıp bize öğretici bir film olmakta.