Yeni eğitim-öğretim yılımıza kucak dolusu hoş geldin diyorum. Sürekli değişmekte olan eğitim sistemiyle yeni bir seneye başlamakta oldukça zor oldu. Açıkta kalan öğrenciler, tekrar tekrar şansını deneyenler ve ailesinin maddi durumuna bakmaksızın kolej ya da temel lise isteyenler…

Nihayet nakiller, yerleştirmeler bitti ve çocuklar bir yerlerde eğitime başladı. Evine yakın olmasına rağmen, puanı da iyi olmasına rağmen devamsızlık ya da yaş gibi kriterlerden ötürü istediği okula alınmayarak mesafe olarak uzak olan okullara alınanlar oldu. Üstüne bir de okullarımız nitelikli-niteliksiz diye ayrılınca, öğretmen kadrosu iyi olsa bile istenmeyen okullarımız oldu.  Günümüzde neredeyse her sokakta bir özel okul olduğu için bu kez çaresiz anne babalar çocuklarını bu okullara yazdırdı. Birde tabii ki ailesinin durumunu gözetmeksizin bu okullara gitmek isteyen birçok çocuğumuz var. Şimdi bu kargaşada tabiri caizse ‘’parayı veren düdüğü çalar’’ hale geldi. Haliyle öğrencilerde okul kurumuna paranın yarıştığı varlıklı ve varlıksızın ayrıldığı bir araç olarak bakmaya başladılar. Okullardaki yarış derslerdeki birincilik değil, telefon modellerindeki üstünlüğe döndü.

İçeriğine baktığım zaman kaliteli eğitim verdiğini gördüğüm ve hatta çocuklara sadece eğitim vermek dışında onları hayata hazırlayan kurumların olduğunu görüyorum. Ama nitelikli insan yetiştiren bu kurumlardan faydalanmak için sadece paranızın olması yeterli değil. Bir eğitimci olarak gözlemlediğim iki şey var. Biri verilen bu emeklerin, yapılan masrafların karşılığını veren derecelik öğrenciler. İkincisi ‘’para veriyorum dersten geçirmek zorunda ister giderim ister gitmem’’ diyerek okulu araç olarak kullanan öğrenciler. Hepsinin zehir gibi akılları olmasına rağmen bunu artık sadece sosyal medya ve arkadaşlık için kullanıyorlar. Elbette teknoloji çok faydalı ve günümüzün olmazsa olmazı. Fakat bunu doğru kullanmanın önemi de teknolojinin varlığı kadar gerçek. Yurt dışında nitelikli insan yetiştiren kurumlarda kara tahta kullanılırken bizlerden talep edilen ilk şey akıllı tahta. Öğrencinin talep ettiği ilk şey okulda telefon kullanımının serbest olması. Biri bu gençleri uyandırmalı. Üniversite kazanmak bile artık güzel bir kariyer için yeterli değilken onlar bunu görmüyor. Küçücük yaşlarda son model telefon kullanmaya başlayınca, isteklerinin hepsini aileleri zor şartlara rağmen yerine getirince her şeyin kolay elde edildiğini sanıyorlar. Yaşları büyüdükçe zorlaşacağının farkında değiller. Eskiden elinde kitap uyuyakalan öğrenciler varken şimdi sabaha kadar elinde telefon uyumayan öğrenciler var. Derslere geç kalmalar, atarlar,  asilikler … hepsini paranın gücü sanıyorlar.

Peki ne olacak?

Bu kadar lüks ve kolay bir hayat yaşayarak egoları tavan olan bu gençlerimiz ileride duvara çarptığında ne yapacağız. Ebeveyn olarak yine elimizde eteğimizde ne varsa dökeceğiz ve yetmeyecek. Öğretmenler olarak notla korkutamıyorsunuz çünkü sınıfta kalmak yok. Saygı duymuyorlar çünkü sizi parayla satın aldıkları işçileri gibi görüyorlar.

Şimdi bu çocuklara eğitimi nasıl vereceğiz?

Onlar eğitimcileri köleleri gibi görürken kendileri teknolojinin ve para hırsının kölesi olmuşlar. Bunu onlara nasıl anlatacağız? Otuzuna geldiğinde iş beğenmeyen, üniversite okuduğu için kendini farklı işlere layık görmeyen, verilen maaşı beğenmeyen bir nesil düşünün…

Mutsuz, memnuniyetsiz, sabırsız iş arkadaşları, eşler, ebeveynler.

Bireysel eğitim modelli okullarımızın amacı bencil çocuk yetiştirmek değildir. Eğer çocuklarınızın böyle özel eğitimler almasını istiyorsanız öncesinde onları sevin. Çok para harcadığınızda değil çok sevdiğinizde düzgün insanlar yetiştirebilirsiniz. Sizler çocuklarınıza kısıtlama getirecekseniz eğer bunu maddi konularda yapın. Sınırsız olarak vereceğiniz tek şey sevgi ve saygınız olsun. Onlar bunun farkında olarak büyürlerse eğer zaten ileride itibar kazanarak parada kazanırlar. Böylece ne siz ne onlar hayal kırıklığına uğramaz.

Dilerim kurucuların eğitim kurumlarını döner sermayeye çevirmediği ve öğrencilerin okula neden geldiklerini unutmadığı bir yıl olur. Gençlerimizin hepsi birer pırlanta, onları vakitlice ince ince işleyelim ki zamanı geldiğinde parlasınlar ve değerlensinler.

‘Hocam çocuk sana emanet’ denilen günlerden hocaların ve eğitimin Allah’a emanet olduğu günlere geldik. Tez zamanda kendimize gelerek güzel nesiller yetiştirmek üzere yeni eğitim-öğretim yılımız hayırlı olsun diyorum.

Yazı önerilerimize göz atmayı unutmayın!

Hayaleturk.com'da yayınladığımız yazılardan haberdar olmak için mail adresin ile tek tıkla abone olabilirsin.

Diğer 2178 aboneye katılın

e-posta adresiniz:


DMCA.com Protection Status

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe