Konuk yazarımız, Ayşin Yılmaz – Youtuber, İngilizce Öğretmeni, Dijital Reklamcı

Yaklaşık 1 ay kadar önce Instagram’da bir anket yaptım. “Dil öğrenirken önceliğiniz nedir, konuşma mı, gramer mi?” diye sordum ve anket aşağıdaki gibi sonuçlandı.

Takipçilerimin katılımına göre yabacı dil öğrenmek isteyenlerin çoğu konuşmak/iletişim kurmak amacıyla dil öğreniyor veya öğrenmek istiyor. Bu doğal olarak, dil bilgisi kurallarını, cümle yapılarını, cümlelerin gramatik doğruluğunu ikinci plana attığımız ve odak noktamızı mesajı doğru alma ve karşı tarafa doğru bir şekilde iletmeye çevirdiğimiz anlamına geliyor.

ingilizce mobil uygulama

Peki konuşmamızı geliştirmek için neler yapıyoruz veya neler yapmıyoruz?

Kendi öğrenme sürecimi dahil tutarak söylüyorum, konuşmak için önümüzdeki en büyük engel, yanlış yapma korkumuz. Pek çoğumuz “konuşurken hata yapıp insanların önünde rezil olma” kaygısıyla konuşmaya yeltenmiyoruz bile. Kelimeleri hatırlayamamaktan, gramer kurallarını doğru kullanamamaktan, konuşurken takılmaktan, kelimeleri yanlış telaffuz etmekten veya Elizabeth Windsor’ın aşağılayıcı bakışlarıyla yüzleşmekten korktuğumuz için bir türlü öğrendiklerimizi pratik yapma aşamasına geçemiyoruz.

İlk olarak bu endişeden kurtulmamız gerekiyor. Hiçbir yabancı “she walks” yerine “she walk” dediniz diye size gülmez veya sizi yargılamaz. Özellikle de ana dili Ingilizce olan insanlar, çünkü siz onların dilini öğrenmek gibi bir zahmete girmişsiniz zaten.

Benim size tavsiyem konuşmaya önce kendinizden başlayın. Bulduğunuz her fırsatta, kendi kendinize düşünürken öğrendiklerinizi konuşmaya çalışın. Yemek yaparken, evi temizlerken, tuvalette, duşta, arabada, otobüste… Bunu bir alışkanlık haline getirdiğinizde hem öğrendikleriniz kalıcı hale gelecek hem de konuşmada ilerleme kaydetmiş olacaksınız.

Ardından yavaş yavaş kendinizi test edin. İnsanlarla konuşmaya çalışın. Etrafınızda konuşabileceğiniz birisi yoksa bu şekilde dil öğrenmeye yarayan pek çok uygulama var. Tandem gibi, HelloTalk gibi…

İngilizce’de-Telaffuzu-Zor-Kelimeler-ve-Anlamları

Akıcı İngilizce konuşmak için yurtdışında yaşamak şart mı?

Değil arkadaşlar. Elbette dilin konuşulduğu ortamda olmanız çok daha hızlı ve kapsamlı bir gelişim sağlar. Fırsatınız varsa bugün gidin. Ancak dili yerinde öğrenmek hepimiz için mümkün olmuyor maalesef. Belki süreci biraz daha uzatıyor anca kesinlikle imkansız değil. Yukarıda bahsettiğim konuşma pratikleri kadar önemli bir diğer aktivite dinlemek. Dilin kulağınıza yerleşmesi, günlük kullanımları ve kelime telaffuzlarını öğrenmek için bol bol dinlemeniz gerekiyor. Bunu yalnızca podcast açıp ders dinlemek olarak düşünmeyin. Youtube gibi bir kaynak var elimizde. Sevdiğiniz sanatçıların, ünlülerin, internet ünlülerinin röportajlarını izleyebilirsiniz. Tarzınıza uygun programlar izleyebilirsiniz, reaksiyon videoları, vloglar, oyun yorumları izleyebilirsiniz. Yeter ki izlediğinizi bir yandan da dinleyin ve anlamaya çalışın.

Dinlemeye ilk adımı atmak istiyorsanız, dil öğreniminde dinlemenin gerekliliğini vurgulamak ve bahsettiğim önerilere ilk başta kendim örnek olabilmek için Ingilizce olarak çektiğim (Türkçe veya İngilizce altyazılı izleyebilirsiniz) “İngilizcenizi nasıl geliştirirsiniz?” videomla başlayabilirsiniz. Daha fazla İngilizce pratik bilgi için diğer videolara da göz atmayı unutmayın.

Peki sorun bende mi?

“Senelerdir ne okuduysak İngilizce okuduk, ne İngilizceyi doğru düzgün öğrenebildik ne de okuduğumuzu.” diye bir yorum okumuştum seneler önce.

Sorunun kaynağı siz değilsiniz. Sorun, eğitim sistemimiz ve yabancı dile olan yaklaşımımızdan kaynaklanıyor. Okullarda verilen eğitimler lise/üniversite sınavı odaklı olduğu için bunca öneminden bahsettiğimiz konuşma pratikleri maalesef müfredatımızın bir parçası değil. Kimimiz bizi teşvik edecek öğretmenlerden öğrenecek kadar şanslıyken, kimimiz ise öğretmeni sebebiyle dil öğrenmeye küsüyor. Yeni nesile gelecek olursak, teknoloji çağına doğan Z kuşağının, öğretmen faktöründen bağımsız olarak İngilizce veya ikinci bir yabancı dili öğrenmenin öneminin bilincinde olduğuna inanıyorum. Öyleyse hem yeni nesil için hem de okul defterlerini kapamış nesil için önemli olan farkında olmamız. Buradan sonra çalışmak, pratik yapmak, öğrenmek sizin elinizde.

Hepimiz biliyoruz ki İngilizce öğrenmek artık bir tercih değil, gereklilik. Ama siz bir başkası için değil kendiniz için öğrenin. Bıkmayın, sıkılmayın, pes etmeyin.

Unutmayın arkadaşlar, practice makes perfect.

Konuk Yazarımıza sorduk; Bize film, dizi, kitap, bir de dinlemekten keyif aldığınız şarkı önerir misiniz?

Film: Interstellar, The Prestige (Nolan filmleri diyebiliriz)

Dizi: Person of Interest, Friends

Kitap: Death Note manga serisi, Aeden

Şarkı: Ne Pleure Pas – Tülay German, Love Poem – IU, You Broke Me First – Tate McRae

Ayşin Yılmaz, hakkında, daha fazla bilgi almak için sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.

Hayaleturk.com'da yayımladığımız yazılardan haberdar olmak için mail adresin ile tek tıkla abone olabilirsin.

Diğer 10321 aboneye katılın

e-posta adresiniz:

DMCA.com Protection Status

sanalbasin.com üyesidir