Konuk yazarımız Çiğdem Tan – Kitap Editörü, Yazar

İlk edebi romanım Kahramanım’ı yaz başında okurla buluşturmanın heyecanı içerisindeyim. Aslında uzun zamandır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürdürüyorum. Kitap editörlüğü yapıyorum çünkü… Ancak kendi kitabımı yayımlatmak için bir hayli beklemem gerekti.

Kahramanım, büyük kısmını dokuz günde tamamladığım öyküydü. Tabii ilk gün oturup böyle bir öykü yazacağım, böyle ilerleyecek, dokuz gün sonra da böyle bitecek gibi bir planlama yapmamıştım. 2014 yılının Kasım ayıydı. Duygusal olarak hassas bir dönemden geçiyordum. Bilgisayarı kucağıma alıp yazmaya başladım. Kaç saat oturdum bilemiyorum. Kendime geldiğimde gece yarısıydı. Ertesi gün de devam ettim, ertesi gün de… Dokuz gün boyunca evden dışarıya bir adım bile atmadım. Daha evvel, başka başka zamanlarda yazdığım küçük hikâyeleri de içine ala ala ilerledim ve dokuz günün sonunda “Kahramanım”, ana çerçeveleri tamamlanmış bir öykü olarak karşıma çıktı. Elbette sonrasında üzerinde yüzlerce değişiklik yaptım. Eklemelerim, çıkarmalarım oldu. Son şeklini alması için aylar gerekti.

Sonrasında birkaç yayınevine gönderdim. Kimi hiç dönmedi, kimi yayımlatmak için matbaa masraflarını ödememi istedi, kimi masraflar + ekstra ücret istedi vesaire… Her ne kadar az çok işin içerisinde olsam da ticari kısmı beni soğuttu. Öncelikli amacım (kendim için) kitap yazmaktı; (başkaları için) kitabı yaymak değil.

Yayımlanma etabı, yazmak gibi tüm sürece sizin hâkim olduğunuz bir iş değil. Bu noktada edilgen kaldım sanırım. Ancak sonra bir yerden başlamam gerektiğini düşünüp ayaklandım. Biraz da yakın dostlarım hadi hadi diye tetikledi. Dört yıla yakın bir süre bekledim ama beklediğim için hiç pişman değilim. Doğru zaman şimdiymiş.

Ben yazarken bir editör ile çalışma gereği hissetmedim. Ancak bu benim işim olduğundan, Türk Dili ve Edebiyatı okuduğumdan… Herkes aynı şartlarda olmayabilir. Bir editörle çalışmak utanılacak bir şey değil. Özellikle ilk kitaplarınızda geliştirici editörlük desteğiyle metne farklı pencereler açabilirsiniz. Sadece editörlük desteği veren aracı kurumlar var. İnternetten iki dakikada bulabilirsiniz.

Kitap yazılıp tamamlandıktan sonra yayınevleriyle görüşme kısmı var ki burada sürece bizzat dahil olmanız lazım. Öncelikle bir iki sayfalık bir öneri formu oluşturmalısınız. Kendi bilgileriniz, kitabın adı, türü, özetle ne anlattığı, dili, teması, ana fikri, varsa çatışması, kısa ama öz biçimde açıklanmalı. Bu bilgi formunu yayınevlerine gönderin, akabinde telefon ile veya yüz yüze görüşme talep edin. Sonra da eserinizi söyledikleri şekilde, e-posta ile veya çıktısını yollayarak yayıncıya incelemesi için teslim edin ve dönmezlerse birer ay arayla iki üç kez yoklayın.

Yazar adaylarına tavsiyem, fahiş fiyatlar istenmedikçe, en azından baskı maliyetini üstlenmenizi isteyen kaliteli yayınevlerine kapıyı kapamamanız olacaktır. Bu beklenti şevkinizi asla kırmamalı. Sonuçta yayınevleri de yeni bir yazarın kitabını yayımlayarak belli bir risk alıyor ve müessesesini döndürebilmek adına riskleri minimize etmek istiyor.

Zaten çok az kitap okunan bir ülkedeyiz ve hiçbirimiz yolun başındayken bir Orhan Pamuk, bir Ayşe Kulin kadar okur kitlesine sahip değiliz. “Parayla kitap bastırmam” yanılgısından kurtulmuş olursanız kendi hareket alanınızı da genişletirsiniz. Çünkü süreçte sizin söz hakkınız daha fazla olur. Yani bunun artıları da yok değil…

Yayınevi ile anlaştınız… Peki ya sonrası?

Öncelikle bilmeniz ve kabul etmeniz gerekir ki kitabın yayınevine tesliminden yayımlanma aşamasına kadar geçen süre hayli stresli ve heyecanlı bir dönem. Allah’tan bir ya da iki ay kısa bir zamanda sonuçlanıyor. Zaman konusunda yayınevine esneklik sağlamalısınız. Hadi, hadi diye sıkıştırırsanız kaliteden ödün vermeleri gerekebilir ki eminim bunu istemezsiniz. Zaten sözleşmede bu süreç önceden belirlenmiş olacak. Yani elinizde haklarınızı koruyan resmî bir belge olacak. O belgeye sadık kalmalı; bu süre zarfında stresinizin heyecanınızın önüne geçmesine kesinlikle izin vermemelisiniz. Tabii bunun birinci koşulu dosyanıza güvenmeniz.

Naçizane tavsiyem, kitabınızın dizgisi tamamlandıktan sonra baskı için ek bir on, on beş günlük süre isteyip dizgi üzerinden çıktı almanız ve son kez son okuma yapmanız veya dosyayı daha evvel görmemiş bir redaktöre yollamanız. Bu desteği de yine internet aracılığıyla bulabilirsiniz.

Son okuma çok uygun fiyatlı bir işlemdir. Ekstra yüklü bir maliyet olacağını düşünmeyin. Gözden kaçan klavye hataları varsa dizgi metninde tespit edilmesi çok daha olası. Son kontrolün ardından onayla birlikte basıma geçilebilir.

Tabii birlikte yola çıkacağınız yayınevi de son derece önemli. Kitap yazmakla işiniz bitmiyor, aksine yeni başlıyor. Fuarlar olacak, imza günleri, basın çalışmaları, vesaire… Uyum içinde çalışacağınız bir ekiple yol almanız gerekir. Yayınevinin tavsiyelerini dikkate almanız ve bu uyumun karşılıklı olacağını bilmeniz son derece önemli. Nihayetinde hiçbir yayınevi kendi yayımladığı kitabın az satmasını istemez ve sizi yanlış yönlendirmez. Sabırsız, tahammülsüz, stresli veya şımarık davranmamalı ve eleştirileri kişisel algılamamalısınız.

Çiğdem Tan

Kendi adıma, neden yazıyorsunuz sorusunu cevaplamam gerekirse; sanırım bu sorunun tek bir cevabı yok. Zülfü Livaneli der ki “Yazı, insanoğlunun ölümsüzlüğe karşı bulabildiği yegâne çözümdür.” Ardımda bir şeyler bırakabilme güdüsü, beni tetikleyen faktörlerin başında geliyor. Yine derdini anlatabilme işidir yazmak. Bir şeylere kafa yoran ancak tek başına bir çözüm bulamayacağını bilen insanlar, genellikle duygu veya düşüncelerini yayarak o konuda duyarlılık oluşturmaya çalışırlar. Ve tabii ki edebi haz. Özenli bir üslup ve özgün bir içerikle ilmek ilmek örülmüş cümleler kurabilmek, bunu yaparken duyguyu karşı tarafa tüm gerçekliğiyle yansıtabilmek bana büyük bir mutluluk veriyor.

Yazılarımda insan psikolojisini çok önemsiyorum. Duyguyu bol bol ve tüm gerçekliği ile sunabilmek için özel bir çaba harcıyorum. Psikolojik betimleme hassas noktam. Araştırma yapıyorum, insan öyküleri dinliyorum, notlar alıyorum, anlatacağım bir durum karşısında, kurgusal karakterin vereceği tepkileri gerçek yaşamda çokça test ediyorum. Gerçekle örtüşmeyen hiçbir duruma, duyguya sıcak bakmıyorum. Açık, anlaşılır bir dil kullanmaya gayret ediyorum. Sonuçta anlaşılmazlık, anlamca kapalılık bir tarz olarak benimsenemez. Tıpkı gerçek hayattaki gibi kahramanlarınız da gerçek insanlar ve metin bu sahicilik çerçevesinde ilerlemeli. (Tabii bilimkurgu yazmıyorsanız.)

Yine sistemli çalışıyorum, üzerinden defalarca geçtiğim yerler oluyor ve en önemlisi kendimi çok acımasız biçimde eleştirebiliyorum. Bunlar da daha iyiye giden yolda bana ışık oluyor…

Bundan sonraki süreçte kendi adıma en zor kısmı atlattım, iyi şeyler yazabildiğim konusunda kendimi ikna edebildim diyebilirim. Türk dili konusunda kendime bir şeyler katmaya, daha iyisi için çok çalışmaya devam ediyorum. İkinci kitabım zaten hazır, Kahramanım’ın pazarlama sürecini engellememesi adına biraz zamana ihtiyaç var. Üçüncü kitabımda kısa öykülerimi derleyeceğim, şu sıralar kısa öyküye merak sardım, birçok deneme yapıyorum. Dördüncü bir şiir kitabı olacak ki onun da hemen hemen yarısı tamam gibi… Sonrası ise hayatın sürprizlerine göre akacak…

Bu yola çıkmaya niyet eden, imrenen herkese denemesini, yine denemesini, yine yine ısrarla denemesini tavsiye edebilirim. Çok tıkanırlarsa geliştirici editörlük desteği alabilecekleri pek çok kanal mevcut.

Yazmak, geleceğe taşıyacağınız bir imzadır…

Öldüğünüzde de unutulmamaktır…

Edebiyat insana derin bir haz verir. Sanat sizi içine çeker…

Bu hazzı pek çok mutlulukla kıyaslayamam bile…

Kendinizle baş başa olmaktır, bazen kendinize şaşmaktır yazmak…

Denemeden başaramazsınız…

Konuk Yazarımıza sorduk;

Bize film, dizi, kitap, bir de dinlemekten keyif aldığınız şarkı önerir misiniz?

Film: Akıl Oyunları

Dizi: İzlemiyorum. Uçaklarla ilgili belgeselleri ve programları düzenli takip ediyorum. Kokpit gibi, Uçak Kazası Raporu gibi, Felaket Anları gibi… Uçaklar ve uçak kazaları hakkında araştırma yapmak heyecan verici. Her uçak kazasının sonunda mutlaka bir insan hatası ortaya çıkıyor ve o hata genellikle şaşırtıcı, öğretici oluyor.

Örneğin: 2000 yılında meydana gelen Concorde kazasına bir diğer uçaktan düşen ve pist iyi temizlenmediği için yerde öylesine duran 40 cm.lik incecik metal bir şerit sebep oluyor. Bu birkaç gramlık metal parçacık, pistte taksi yapan birkaç yüz tonluk dev Concorde’un balon gibi şişkin lastikleri patlatıyor ve lastiklen kopan parça kanada çarpıp yangına yol açıyor, uçak düşüyor. Sonucunda 109 kişi ölüyor, dünyanın sesten hızlı tek yolcu uçağı tüm uçuşlarını iptal ediyor, üretim süresiz olarak durduruluyor, binlerce insan işsiz kalıyor, dev bir marka ölüyor… Bu kazayı ara ara izlerim. Düşününce, bazen belli bir hıza ulaştınsa arkanda alevler olduğunu bildiğin halde yola devam etmen gerekebileceğini görüyorum. Alev alev yanan bir uçaktayken bile son ana dek mücadele eden pilottan her koşulda hayata tutunmamız gerektiğini; önemsiz sandığımız basit detayların ne kadar büyük yıkıma sebep olabileceğini gözlemliyorum.

Yine 1977’de Kanarya Adaları’nda meydana gelen, dünyanın en ölümlü uçak kazası, her ne kadar sis gibi, stres gibi yan faktörler olsa da tek bir “Kalkıştayız” kelimenin yanlış anlaşılması/anlaşılamaması nedeniyle meydana gelmiştir. Bu kaza bir kelimenin dahi bazen 583 kişinin ölümüne neden olabileceğini göstererek doğru iletişimin önemini gözler önüne seriyor.

Kitap: Halid Ziya Uşaklıgil Bir Ölünün Defteri/Orhan Pamuk Yeni Hayat/Nikolay Vasilyeviç Gogol Palto başucu kitaplarım. Bir Ölünün Defteri’nde aşktan kaçıp savaşa giden bir adamın hislerine tanık olurken aşkın savaştan çok daha fazla can yaktığını gözlemleyebilirsiniz. Yeni Hayat’ta yaşamın ve mutluluğun sırrını arayan bir gencin ulaştığı formül ile heyecanlanıp Palto ile sizin için önemsiz olan bir şeyin bir başkası için ne kadar değerli olabileceğini görebilirsiniz.

Şarkı: Teoman – Mavi Kuş ile Küçük Kız

Çiğdem Tan hakkında daha fazla bilgi almak için hesabını takip edebilirsiniz.

instagram.com/cigdemtan99

Diğer konuk yazarlarımız

Hayaleturk.com'da yayınladığımız yazılardan haberdar olmak için mail adresin ile tek tıkla abone olabilirsin.

Diğer 2178 aboneye katılın

e-posta adresiniz:


DMCA.com Protection Status

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe